Türkçe    English    Deutsch

ANASAYFA
 
RIVER HOTEL
 
ADRASAN
 
ADRASAN AKTİVİTELERİ
 
ODA FİYATLARI
 
FOTOĞRAFLAR
 
ADRASAN'A ULAŞIM
 
ZİYARETÇİ DEFTERİ
 
İLETİŞİM

Hava durumu

 

ADRASAN'DA KEYİFLİ TATİL AKTİVİTELERİ

    Adrasan'da keyifli ve hareketli bir tatil geçirmeniz için birçok aktiviteye katılabilirsiniz.

Adrasan'da günübirlik tekne turlarına katılabilir, balık avlayabilir, dalış okulunda  kısa bir eğitim alıp dalabilir, muhteşem trekking parkurlarında keyifli yürüyüşler yapabilir, motor yada araba kiralayıp tarihi yerleri gezebilirsiniz.

 

 

 

DALIŞ:

   Tertemiz denizi ve zengin su altı yaşamı dalış meraklılarını Adrasan'a çekiyor. Profesyonel dalıcılar her sene Adrasan'a uğramayı adet haline getirdi. Sizde ister profesyonel, ister amatör bir  dalgıç olun Adrasanda dalış keyfini mutlaka deneyin.

     Adrasan sahilindeki dalış okulunda kısa bir eğitim ve kıyıdan deneme dalışları yaparak dalgıçların keyifli dünyasına sizde adım atabilirsiniz. Haydi en azından bir deneme dalışı yapın ve ne kadar zevkli ve herkesin yapabileceği bir spor olduğunu görüp maviliklere dalabilmenin keyfini çıkartın.

 

 

 

 

 

TEKNE TURLARI:

     Adrasan'dan günübirlik tekne turlarına katılanlar için, iki farklı seçenek bulunuyor. Bunlardan birincisi 3300 yıl önce batıp Amerikalı deniz bilimcisi George Bas'ın üzerinde çalıştığı Fenike batığının da bulunduğu Gelidonya Burnu ve Beş adalar yönüne. Diğeri ise bu turun tam aksi yönüne yapılan Sazak, Porto Ceneviz koyları turu.

      Önce birincisine, Gelidonya Burnu tarafındaki Suluada'ya gidiyoruz. İlk durak Suluada. Küçük bir ada olmasına karşın, adanın içinden yaz-kış soğuk olan bir su çıkıyor ve böbrek hastaları için taş düşürmede ve kum dökmede faydalı olduğu söyleniyor. Akdeniz foklarının (Ayı balığı da deniyor) barınağı olan adada, balıkçılar daha çok kışın koloni halinde yaşayan fokları gördüklerini anlatıyorlar. Yol boyunca yunuslar uzaklarda da olsa, teknedekilere eşlik ettiklerini gösteriyorlar. Yaklaşık 1 saatlik yolculuktan sonra, Suluada'nın uzak tarafına geçip küçük beyaz çakıl taşlarından oluşan cam göbeği renkli plaja demir atılıyor. Gün içinde 3-4 teknenin yanaştığı bu plajda, kendinizi doğanın natürel dokusu içinde buluyorsunuz. Şnorkel ve gözlükle deniz dibine dalıp merakınızı gideriyor, tekneden sahile, sahilden tekneye defalarca yüzüp temiz havanın etkisiyle iştahınızın açıldığını farkediyorsunuz.
   

         Öğlen saatlerinde tekne mürettebatı mangalları yakmaya başlıyor. Balık, tavuk, et ızgara, cız-bız kokuları birbirine karışıyor. Ekmekler kesiliyor, mevsim salataları yapılıp, limonlar bölünüyor, altın sarısı renkli patatesler kızartılıyor. İşte tam bu sırada tuz oranı hayli yüksek denizden nasibini almış, baterinin cam derisi gibi gergin, bronzlaşmış teninizle denizden çıkıp teknenin gölgelik bir yerinde serinliyorsunuz. Ortaya konan yemeklerden tabağınıza alıyor ve soğuk içeceklerle hafif hafif beşik gibi tatlı tatlı sallanan teknede yemeye başlıyorsunuz. Kesinlikle 5 yıldızlı restoranlarda bulamayacağınız bu keyif sırasında, bir an gözlerinizi kapayıp gerçek tatilin bu olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Yemek sonunda kalan ekmek kırıntılarını denize attığınızda toplanan yüzlerce balık, denizi akvaryuma çevirmeye yetiyor. Öğleden sonraki dinlenme ve yüzme molalarında, sahildeki kumluk bölgelerde kızgın kum kürüne girme imkanı da var. Plajdan demir alıp Suluada'nın soluna paralel ilerleyen tekneler, adanın su seviyesinde kayıkların geçebileceği bir tünele geliyorlar. Doğanın bu şaşırtıcı sürprizi, denizin kaya ile ilişkisini gözler önüne seriyor. Denizin durgun zamanında adanın arka yüzüne yanaşanlar, suyun kaynağına ulaşıyor ve kaynağın çevresindeki kayalıklara isimlerini yazmayı ihmal etmiyorlar. Suluada'nın tam karşısında ise bir başka mola yeri, "Kelleci koyu" bulunuyor. Yatların sıkça ziyaret ettiği bu koyda da kayalardan süzülen tatlı su kaynaklarını görmek mümkün. İri taneli kum plajdan denize girilip buradaki molada teknelerde kesilen, soğutulmuş karpuzlar yeniyor. Saat 18:00'e doğru dönüşe geçilirken arzu üzerine Adrasan koy ağzındaki son deniz molasıyla geziye son veriliyor.

 

    Tuzlu suyun kavurucu etkisi, gölgede bile denizden yansıyan ışıklar ve ılık esen rüzgar nedeniyle bir günde yanabildiğiniz ya da en azından kızardığınız bu gezilerin ikinci seçeneğinde, yine Adrasan'dan çıkılıyor. Ancak bu kez Antalya yönüne sapılıyor. İlk durak yöre halkından bile pek az kişinin bildiği çok ilginç bir fiyord. Denizin "S" çizerek içeri haliç yaptığı bu bölüme, "Gemleyik" deniliyor. Kaçamak yapmak ve saklanmak için ideal olan bu doğa harikasının hemen yanı başında, güzel bir plaj bulunuyor. Aynı bölgede bir de küçük teknelerin dönebileceği büyüklükte mavi fosforlu bir mağara yer alıyor. Su altından karşı bölüme geçit veren bu mağaradan sonra yaklaşık 40 dakikalık bir yolculukla, bu defa Sazak koyuna geliyorsunuz. Teknelerin uyuduğu doğal bir liman olan bu koya "Balayı koyu" da deniyor. Yarımadanın diğer tarafında bulunan koyun ismi ise "Porto Ceneviz". Bu yöne yapılan turlarda yine deniz banyoları, yemek molaları verilip doğanın tüm cömertliğini içinizde hissederek  Adrasan'a dönüyorsunuz.
 

BALIK AVI:

Adrasan'da en güzel vakit geçireceğiniz bir aktivitede Akdeniz'in bereketli sularında daha önce hiç avlamadığınız çeşitte ve büyüklükte balıklar tutabilme imkanınızdır. Olta balıkçılığının en güzel ve adrenalin dolu dakikalarını bizimle yaşayacağınızı eminiz. Yöremizde bulunan belirli başlı balık türlerini avlarken kafanızda başka hiç bir düşünce kalmıyor. Balık tutmaya meraklı olanlar bilirler stresin en büyük ilacıdır bu zevkli uğraş. Oltanızı denize sarkıtmış dolaşırken Adrasan ve çevresinin olağan üstü güzelliklerini, çam ağaçları ile kaplı tepelerini, koylarını zevkle izleyeceksiniz.

Oltanızın ucundaki balığın gücünü hissedip mücadeleye başladığınızda ise gerçek bir mücadele nasıl olur göreceksiniz. Tekneye aldığınız balıkları seyrederken alacağınız haz ise tatilinizin en güzel anları olarak kalacak. Bölgeye özgü balık tutma yöntemleri ile olabildiğince doğal ve zevkli bir mücadeleye hazır mısınız?
 

TREKKING:

Adrasan trekking ve serbest tırmanış yapmaya çok müsait olan parkurlarla doludur. Özellikle kış aylarında düzenlediğimiz trekking turlarında Antalya'nın iklimi sayesinde bahar havasındaymış gibi uygun hava koşullarında yürüyüş yapacaksınız...

Sazak koyu (trekking):En keyif verici ve zorluğu olmayan bir yürüyüş parkurudur.Parkur mesafesi 8km gidiş 8km geliş olmak üzere toplam 16 km'dir. Toprak bir yoldan güzel kokulu çam ağaçları arasından keyifle denizi izleyerek yürüyüş yapıyoruz. Adrasan'ın en güzel koylarını karadan görebiliyorsunuz. Bu yol iki buçuk saatlik bir normal yürüyüşle Sazak Koyu'na götürüyor. Sazak koyunun büyük kumsalında denize girerek bütün yorgunluğunuzu atıyorsunuz. Bu parkurla ilgili 2. seçenekte teknemizle sizi denizden Sazak koyuna götürüp yürüyüşe ordan başlatmaktır.
 

Gelidonya feneri (trekking): Birinci parkurda arabayla Mavikent Kesebaşı'na ulaşıyoruz. Belli bir noktaya kadar araç yoluna da sahip olan hat üzerinde, daha sonra zeytin ağaçları arasında rampa yukarı doğal ortamda yürüyüşümüzü yapıp Gelidonya fenerine ulaşıyoruz. Muhteşem manzara eşliğinde kumanyalarımızı yiyip yorgunluk atıyoruz. Geldiğimiz yoldan rahat bir iniş patikası ile araçlara ulaşarak yürüyüşümüz tamamlıyoruz. İkinci parkurda ise (zor olan parkur) ters iskikametten yani Adrasan'dan yürüyüş tırmanışla başlayıp çam ağaçlarıyla kaplı tepeleri aşarak Gelidonya fenerine kadar uzanan 4,5 saatlik uzun bir parkur bizi bekliyor.

Olympos (trekking ve tırmanış) : Bölgede Musa Dağı'nın zirvesinde 170 dönüm üzerine kurulu ilk Olympos, Fethiye-Antalya Lykia yolu üzerinde 2,5 saatlik yürüyüşle görülebiliyor. Harabeler arasında sarnıçlar, kent giriş kapısı, küçük tiyatrosu, güney tepesinde ikişer katlı villalar, kemer kalıntıları, kazı çalışmalarıyla gün ışığına çıkmayı bekliyor. Olympos denizi gören tepenin diğer yüzü Adrasan Ovasını seyrediyor. Avusturyalı arkeologların buluntularına göre taşlar üzerinde yazılı olan Teo Olympos "Tanrı için Olympos" anlamına geldiği belirtiliyor. Yıkılan taşlardan geriye "OLYM" harflerini gösteren oyma taşlar görülebiliyor. Çeşitli baskınlar sonucu Olympos'tan sürülen Olymposlular bugünkü Olympos'a gelmişler. Bu nedenle günümüzdeki Olympos bu isimle anılırken gerçek Olympos'un Musa Dağı tepesinde olduğu belirtiliyor. Adrayanos döneminde gözcülük amacı için yapılmış iki kale günümüzde de varlığını sürdürüyor.

Musa dağı (serbest tırmanış): Adrasan'a gelipte simgesi haline gelmiş olan hemen koy başındaki Musa dağına tırmanmamak olmaz.Bu tırmanış orta zorlukta serbest tırmanış parkurudur. Tırmanışa başlamadan önce yolumuza sıkça çıkacak olan diken ve çalılar sebebiyle şort yerine rahat bir pantolon veya eşofman ve keskinleşmiş kaya kenarlarını rahatça tutabilmek için eldiven giymenizi öneriyoruz. 2-2,5 saatlik bir tırmanışa zirveye geldiğinizde göreceğiniz manzara size neden bu mücadeleyi yaşamanızın mutlaka gerekli olduğunu konusunda ikna edecek güzellikte, bütün Adrasan ayaklarınızın altında uzanırken rüzgar kulaklarınıza Adrasan'ın güzellikleri ile ilgili şarkılar söyleyecek.

 

TARİHİ YER GEZİLERİ:

 

OLYMPOS
Kumluca'nın doğusunda yer alan Olympos ise Hellenistik devirde kurulmuş bir şehir olup, Kumluca'ya 25 km. uzaklıktadır. Kumluca'dan Antalya'ya giderken Ulupınar'a varmadan önce (çavuş Köyüne sapan yoldan gidilir. Varlığını M.Ö. II. yüzyılda bastırdığı sikkelerden tanımaktayız. M.Ö.100'de Lykia Birliğinin önde gelen ve üç oy hakkına sahip altı şehrinden birisidir. M.Ö. 1. yüzyılda korsanların yatağı olmuş, M.Ö. 78'de Romalı kumandan Servilius isauricus, Olympos'u korsanlardan temizleyerek Roma topraklarına katmıştır. M.S.II.Yüzyılda Rhadiopolis'li Opramoas buraya da yardım elini uzatmış şehir en mamur hayatını bu yüzyılda yaşamıştır.Şehrin ortasından bir derecik akmaktadır.Derenin güney yakasında Bizans Bazilikası (Mahkeme salonu) yer alır.Onun gerisinde tiyatro, tiyatronun batısında nekropol vardır. Derenin kuzeyinde ise deniz tarafında 50 metre yükseklikte akropol, onun batısında kubbeleri mozaiklerle kaplı hamam ve daha batıda sadece anıtsal kapısı kalmış olan mabet yer alır.

ÇIRALI - YANARTAŞ:

Adrasan'a bir saatlik mesafede bulunan Çıralı'yıda mutlaka görmenizi tavsiye ediyoruz. Kayaların arasından çıkan gazların sürekli yandığı Çıralı'da çok güzel görüntüler oluşuyor. Buraya gittiğinizde ateş başında sucuk kızartıp yemek ve yanınızda götürdüğünüz şarabı yudumlamak adet haline gelmiştir.

 

PHESELIS:

Akdeniz'in bütün güzelliklerini gösteren yeni açılan sahil yolundan Antalya'ya 35 km kala Phaselis levhasından sapıldığında, bir orman yolu bizi Tekirova Köyü'ndeki Phaselis'e götürür.

Yakınında bulunan Beldibi Mağarası'nın Prehistorik iskân göstermesine rağmen, sahildeki Phaselis şehrinin kuruluşu M.Ö. VII. yüzyıldan yukarı çıkmamaktadır. Üç limana sahip oluşu, konumu ve zengin orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690'da Rodosluların kolonisi olarak kurulmuştur.

 CORYDELLA
Şehir Kumluca'nın batısındaki ve ilçe merkezine 1 km. uzaklıktaki iki tepe üzerinde kurulmuş.Bugün toprak üstünde yalnızca şehre su getiren aguaduktur kalıntıları seçilebilmektedir.Diğer eserler yok edilmiştir.Kent özellikle Bizans ve geç Bizans devirlerinde gelişme göstermiştir.Fakir bir köylü kadının keçisinin ayağına bir zincirin takılması ile ortaya çıkan ve "Kumluca Definesi" diye tanınan define bu ören yerinde çıkmıştır.Ne yazık ki çok değerli altın ve gümüş eşyalardan oluşan definenin büyük bir kısmı Amerika'ya kaçırılmış, çok az bir kısmı Antalya Müzesi'nde sergilenmiştir.

GAGAE
Mavikent Kasabası Aktaş Mevkiinde bulunan Gagae isimli antik kent Akropolis kayalığı ile Deniz arasında kalan bir alanda kurulmuştur. Buradaki yapılar Roma ve Ortaçağ izlerini taşımaktadır.Şehrin duvarları ve bazı Hıristiyan Kiliseleri ile bir çok kalıntılar hala durmaktadır. Gagae aşağı ve yukarı olarak değerlendirilen bir Akrepolis idi. Gagae'ye Paleopolis'de denilmiştir.Gagae ismi varlığının şu an araştırılmasının mümkün olmadığı,bir tür taş olan Gagates'tin türediği bilinmektedir. Serpentin Porfiritit tuzaklar ve kireçtaşından oluşan çevrenin mineral özellikleri hakkında özel bir araştırma bulunmamaktadır.

İDEBESSİSOS
Kumluca'dan alakır barajı kenarından 30 km.gidilerek asfalt yoldan Karacaören köyü incirağacı mahallesine varılır. Buradan 5 km.kadar stablize yoldan kuzeyde gidilerek Karacaören köyü Kozağacı mahallesine varılır.Burada İbedessios Antik kenti vardır.kentte bir tiyatro ile hamam,su yolu,kilise ve kitabeli-kabartmalı aile mezarları,gözetleme kulesine rastlanır.Şehrin yapılarının çoğu geç Bizans devrine aittir.Şehrin en önemli özelliği lahitlerin U planı oluşturacak şekilde üç mezarın yan yana konulmasıyla aile mezarlarının meydana getirilmiş olmasıdır.Lahitlerin üzerinde çoğunlukla kitabe ve vazo şekilleri vardır.Boğayı parçalamaya hazırlanan bir aslanın lahit üzerine yarım kabartma şeklinde işlendiğini gösteren tablo ilgi çekicidir.Ancak boğanın başı kırılmıştır.

KORMOS
Karacaören Köyü Karabük mahallesinde bulunan Antik Kent Tarihi hakkında herhangi bir bilgi edinilememesine rağmen kent kalıntıları halen varlığını göstermektedir.

MELANİPPE
Mavikent Kasabası sınırları içerisinde bulunmaktadır.Antik kente ait kalıntılar hala mevcut olmakla; Melanippe antik kentinin geçmişi ile ilgili detaylı bir bilgiye ulaşılamamıştır. Kent hakkında edinilen bilgilere göre Hellenistik döneme ait bir kent olduğu söylenilmektedir.

RHADİOPOLİS
Rhadiopolis ise Corydella ile aynı yönde, Kumluca'nın batı yönünde,şehre 4 km. uzaklıkta bir dağın yamacında kurulmuştur. isminden dolayı Rodosluların kurduğu bir şehir olduğu arkeologlarca söylenir. XIX. Yüzyıl bilginlerince kentin adı "Rhudos" (Gül) ile ilgili görülmüştür. Kentle ilgili bilgileri Rhadiopolis'in yapılmasında büyük yardımları bulunan Hadrian zamanında yaşamış Opramoas adlı Lykia'lı bir zenginin diktirdigi anıttan öğrenmekteyiz. Arkeolog Cevdet Bayburtluoğlu'na göre Lykia dilinde yazılmış kitabelerin en doğuda olanı Rhadiopolis'te olduğu ve Lykia ülkesinin doğu sınırının bu şehirde olduğunu gösterir.

Kral Opramoas zamanında en zengin devrini yaşayan şehir,adı geçen kral vasıtası ile komşu şehirlerin tahrip olan eserlerini de yardım ederek onarttırmıştır. Şehrin tiyatrosu, hamamı, Opramoas anıtı, kilisesi,kaya mezarları ve lahitleri çok sayıda su sarnıcı bulunmaktadır.Tiyatronun skenesinde yazılı olan 12 imparator mektubu,19 procurator mektubu ve 33'u birlik toplantısına ait yazılı anıt antikacılarca tahrip edilmiştir.

 

  Anasayfa
 
 Adrasan River Hotel
 
Adrasan
 
Adrasan Otel Fiyatları
 
Adrasan Foto
 
Adrasan'a Ulaşım
 
İletişim